Malatya Son Haber

Switch to desktop

Malatya Son Haber Malatya Haber Malatya Haberleri

Financial Times'tan Erdoğan'a: Lafı dolandırma...
İngiliz Financial Times gazetesi, Kobani'yle ilgili makalesinde, "Erdoğan'ın 'kelime oyunu yapmaya' son vermesi gerek" diye yazdı.

Türkiye'nin birinci gündem maddesiKobani eylemleri. Yurdun her yanına yayılan eylemlerde 14 kişi hayatını kaybederken yüzlerce kişi de yaralandı.

Kobani, Türkiye'nin olduğu gibi dünyanın gündeminde. Financial Times gazetesi, IŞİD'in önümüzdeki günlerde kenti ele geçirme olasılığının yüksek olduğunu savundu.

IŞİD YENİ BİR AŞAMAYA GEÇECEK

Gazete, cihadçıların başarılı olması halinde Ortadoğu'da kendi kendilerine ilan ettikleri halifelikte yeni bir aşama kaydetmiş olacaklarını savundu.

Kobani'ye siyah bayrak çekilmesiyle IŞİD'in Türkiye-Suriye sınırı boyunca uzanan yolun büyük bir bölümünü kontrol edeceğini vurgulayan gazete, "IŞİD'in kentteki Kürt ve Arap mültecilere yapacağı barbarlıklar yeni bir insani felakete neden olacak" diye yazdı.

Gazete, Kobani'de durumun vahim halde olduğunu ve bunun IŞİD'i "geriletmek ve imha etmek" amacıyla başlatılan ABD hava saldırılarının ne kadar zayıf kaldığının da kanıtı olduğunu yazdı.

ÖLÜM SAÇAN GRUP FRENLENMELİ

Financial Times, Washington'un bu "ölüm saçan" grubu frenlemenin dışında başka bir seçeneği olmadığını vurguladı.

ABD ve müttefiklerinin karadan asker göndermermesi halinde bitirici darbeyi vurmayacaklarını yazan Financial Times,Kobani krizinin aynı zamanda ABD öncülüğündeki koalisyonunun bir başka zaafını da ortaya çıkardığını ve bu zaafın "Türkiye'nin kararsızlığı" olduğunu belirtiyor.

ERDOĞAN HİÇBİR ŞEY YAPMADI

"Türkler büyük bir bölgesel güç ve Suriye sınırı boyuncaKobani kuşatması menziline onlarca tankı dizdi" ifadesine yer veren gazete şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan halen ne kenti rahatlatmak için bir şey yaptı ne de genelde İslami militanlara karşı durdu. Uzunca bir süre Şam'daki Esad rejiminine karşı savaşan çeşitli İslami militant grupları destekledikten sonra ABD öncülüğündeki operasyona sözde destek verdi. Aynı zamanda cihadçı yabancı savaşçıların Suriye tarafına geçmesini önlemek amacıyla güvenliği artırdı."

TÜRKİYE KOBANİ'YE YARDIM ETMEK KONUSUNDA İSTEKSİZ

Yazıda Erdoğan'ın Türkiye'nin ABD öncülüğündeki koalisyona daha aktif bir şekilde destek verebilmesi için hedeflerin genişletilerek Esad'ı da kapsamasında ısrar ettiği, ama Washington'un buna sıcak bakmadığı belirtildi.

Türkiye'nin aynı zamanda Kobani'yi savunan Suriyeli Kürtlere, PKK ile bağlantılı oldukları için yardım etmekte isteksiz davrandığını da savunan gazete Erdoğan'ın, "Bizim içinIŞİD neyse PKK da odur" şeklindeki sözlerini hatırlattı.

Gazete, Erdoğan'ın "kelime oyunu yapmaya" son vermesi gerektiğini belirtti.

Makalede, IŞİD'in Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölge için büyük bir tehlike olduğu vurgulandı.

0

İdris Bal: Çalışmalarımız partileşme noktasına geldi...
Siyasi parti kurmay hazırlandığını ilk önce Rotahaber'in duyurduğu Kütahya Bağımsız Milletvekili İdris Bal, medyaya da yansıyan bu yeni bir siyasi oluşum içinde oldukları haberini doğruladı. Bal, "Yeri, zamanı geldiğinde açıklayacağız. Bu, yansıdığı için saklamakta bir beis yok. Partileşme noktasına geldi." dedi. 


AK Parti’den istifa ederek bağımsız kalan Kütahya Milletvekili İdris Bal, bugün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü. Görüşmenin ardından Bal, TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

Meclis’te gazetecilerin konuya ilişkin sorularını cevaplandıran Kütahya Bağımsız Milletvekili İdris Bal, kendilerinin uzunca süre bir çalışma içinde olduklarını aktararak "Yeri, zamanı geldiğinde açıklayacağız. Bu, yansıdığı için saklamakta bir beis yok. Partileşme noktasına geldi." ifadelerini kullandı. Türkiye’de hukukun tesis edilmesi için partilerin birbirlerine düşmanca bir yaklaşım içinde olmaması gerektiğini kaydeden Bal, yeni kurulacak partinin detaylarını en kısa sürede kamuoyu ile paylaşacaklarını belirtti.

Din ve Atatürk üzerinden siyasetin sona ermesi gerektiğini vurgulayan Bal, "İşte biz bunun için demokrasiye inanan, şeffaflığa inanan, hukuk devletine inanan herkesle el ele, hiçbir ayrımcılık yapmadan, merkezin sağında fakat solu da kucaklayan bir şekilde yolumuza devam ediyoruz." diye konuştu.

Alevi’si ile Sünni’si ile, Kürdü ile Türkü ile, ülkücüsü, dindarı ile kendilerine yönelik ciddi bir muhabbetin olduğunu belirten İdris Bal, partinin genel başkanın kim olacağı sorusuna "Efendim, birbuçuk-iki yıldır bu çalışmanın önderliğini, liderliğini ben yapıyorum. Ama buradaki liderlik, biz geçmişteki liderlikten ağzı yanan insanlar olarak istişare diyoruz." dedi.

BAL: 2015’E GİREMEYEN BİR HAREKET YAŞAYAMAZ

"2015’e giremeyen bir (siyasi) hareket yaşayamaz" diyerek Haziran’da yapılması öngörülen seçimlere partiyi yetiştireceklerini ifade eden İdris Bal, partiye destek veren milletvekilleri, parti ismi, amblemi gibi detayları daha sonra kamuoyu ile paylaşacaklarını aktardı.

Herkesi kucaklayacaklarını ifade eden Bal, sadece radikal unsurlara kapılarının kapalı olduğunu belirtti. Basına açıklama yapmadan hemen önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşen İdris Bal, uzun süredir farklı kesimlerle istişareler yaptıklarının altını çizdi.

İşte İdris'in Bal'ın açıklamasından satırbaşları:

Geleceğe yönelik, kısır geçmişte gördüğümüz parti kavgalarını bir tarafa bırakarak, beraber çalışıp beraber adım atmalıyız. O çerçevede bizim uzunca süredir çalışmalarımız var. Arkadaşlarımızla beraber farklı kesimlerle. Yeri ve zamanı gelince açıklayacağız. Partileşme noktasına gelindi. Biz diyoruz ki tüm partiler bu ülkenin hayrına çalışmalıdır. Partiler millete hizmet etmek için hizmetkar olmak için yarışan dostlardır, arkadaşlardır, düşman değildir. Düşmanlık bir tarafa atılmalı, Türkiye’de hukukun tesis edilmesi için, adaletin tesis edilmesi için, devletin saygınlığının iade edilmesi için özgürlüklerin kurulması için el ele hareket edilmelidir. Biz bu çerçevede arkadaşlarımızla bir araya geldik ve yeri gelince adını da koyup milletimizle paylaşacağız.

"Parti kurma aşamasında, başka bir partilinin lideri olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ne görüştünüz?" yönündeki soruya Bal, “Biz bir ilan yapmıyoruz. Bizim çalışmalarımız kamuoyu tarafından bilindiği için telaffuz noktasına geldi. Biz farklı kesimlerle bu istişareleri yapıyoruz. Bu istişarelerinde bir tanesi bugünkü görüşmeydi” diye cevap verdi.

KAYNAK: CİHAN / DHA



0

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in oğlunun düğünü olduğu için Meclis'in erken kapatıldığı ortaya çıktı...

CNN Türk'te yayınlanan Ne Oluyor? programına katılan MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, AKP'li Hüseyin Çelik'in düğünü olduğu için erken Meclis'in kapatılmasını kınadı.

Sabah Meclis'e gittiğinde konuyu öğrenen Sinan Oğan, şaşkınığını gizlemediğini ve "Savaş falan mı var?" diye sorduğunu söyledi?

MHP'li Sinan Oğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Herhalde çadır devletlerinde olacak bir uygulamayı bugün yaşadık. Düğün var diye meclis erken kapatıldı.

Sabah Meclis'e gittiğimde bugün Meclis erken kapatılacak dediler. Hayırdır ne oldu savaş falan mı var dedim. Yok Hüseyin Çelik'in düğünü var dediler. Pes diyorum başkanda bir şey demiyorum.

Yani bir başbakan yardımcısnın düğünü olabilir, Başbakanın da olabilir Cumhurbaşkanın da olabilir. Ama gazi Meclis bir kişinin düğünü var diye erken kapatılır mı Allah aşkına? Türkiye'yi getirdikleri noktayı görüyor musunuz? Ben bunu burada şiddetle kınıyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin gazi Meclisi AKP iktidarının bir bakanının çocuğu düğün yapacak diye erken kapatılamaz. Bunu buradan bütün Türkiye ile milletimizle bu bilgiyi paylaşamak istiyorum. "

0

Ekonomi Bakanı Zeybekci, İnovasyon Haftası açılış programında yaptığı konuşmada "Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması son derece zordur" dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin düzenlediği Ankara İnovasyon Haftası açılış programında konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, "Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması son derece zordur" dedi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye'nin cari açık probleminin, enflasyon probleminin önemli olduğunu ancak Türkiye'nin en önemli probleminin inovasyon problemi ve Ar-Ge problemi olduğunu bildirdi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin düzenlediği Ankara İnovasyon Haftası açılış programı MEB Şura Salonu'nda gerçekleşti.

"TÜRKİYE'NİN 2023 HEDEFLERİNE ULAŞMASI SON DERECE ZORDUR"

"Şuanda ki bu şartlarla fason üretici ülke olarak Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması son derece zordur" diyen Zeybekci, eğitimle ülkenin refahı arasında doğrudan bağ olduğunu dünyadan örnekler vererek anlattı. Zeybekci, şunları söyledi:

"Ortalama eğitim süremizi biran önce 12 yıl seviyesine getirmemiz lazım. Türkiye'nin bugün ihracatının toplam ihraç kilomuzu 160 milyara böldüğümüz zaman ortalama rakamımız 2012 yılında 1.54 dolar, 2013 yılında 1.60, bugün 1.65'ler seviyesine geldi. Dünyada nasıl? Kore'de 3.5 dolara yakın. Bizim ne yapıp ne edip biran önce ihracatımızdaki kilogram fiyatımızı yukarı doğru çekmemiz lazım. Nasıl Ar-ge ile inovasyonla. Türkiye ham madde kaynaklarından emin olmalı, Türkiye enerji kaynaklarından emin olmalı, Türkiye artık tüketim alışkanlıklarını da belirleyen bir ülke olmalı."

Ajanslar

0

Deniz Ülke Arıboğan: Akil heyetin artık işe yaraması imkansız...

Çözüm sürecinin halka anlatılması amacıyla hükümet öncülüğünde oluşturulan 'Akil İnsanlar' heyetinden ayrılan isimlere akademisyen Deniz Ülke Arıboğan da katıldı.

Diken.com adlı internet sitesindeki habere göre, bugün gelinen noktada sürecin siyasi ve hukuki bir aşamaya geldiğini ve direkt muhatabın da devlet olduğunu belirten Arıboğan, "Ciddi riskler barındıran kırılgan bir aşamadayız ve elinde bir yol haritası olmayan sivil inisiyatifler fayda yerine zarar getirecek bir rol oynayabilirler" dedi.

Bu nedenle ayrılma kararı aldığı heyetin 'Akil İnsanlar' ismi ve aynı içerikle devamına da karşı olduğunu vurgulayan Arıboğan, "Kendi adıma sürece katkımın bireysel davranmam halinde çok daha güçlü ve kapsayıcı olabileceğini düşünüyorum" diye konuştu.

'Akil İnsanlar' heyetinden ayrılma kararını paylaşan Arıboğan, kararının arkasında yatan nedenleri de anlattı.

'Sonsuza kadar sürecek bir kadrolu akillik pozisyonu düşünmemiştim'

"Akil heyetin kuruluş amacı ve vizyonu o dönemin koşulları içerisinde işlevseldi ve bir süre sınırlaması vardı. O dönemdeki başbakanımız Tayyip Erdoğan, heyetin süresini önce bir ay olarak açıklamış, sonra heyetten gelen bazı itirazlar neticesinde süre iki aya uzatılmıştı.

Haziran 2013'te raporlarımızın teslimiyle birlikte görev süremiz bitmiş, Akil Heyet lağvedilmişti. En azından ben böyle algıladım. Sonsuza kadar sürecek bir kadrolu akillik pozisyonu düşünmemiştim.

'Artık akil heyetin bir işe yaraması mümkün değil'

Akil Heyet o dönemde elinde bir yol haritasıyla göreve başlamadı ve o iki aylık zaman zarfında doğal bir biçimde halkın barış süreci konusunda konuşmasını, tartışmasını sağlayan; herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadan süreçten beklentilerini ve endişelerini dile getirmesine vesile olan bir moderasyon işlevini üstlendi. Nitekim raporlarımızda en fazla öne çıkan konu genel bir demokratikleşme beklentisiydi.

Bugün gelinen nokta artık sosyolojik bir hazırlanma süreci değil, siyasi ve hukuki bir aşamadır ve direkt muhatabı da devlettir. Akil heyetin bir işe yaraması mümkün değildir. Halkla devlet arasında var olan bir gerilimden değil, siyasi muhataplar arasında süren bir görüşme sürecinden bahsediyoruz artık.

Üstelik ciddi riskler barındıran kırılgan bir aşamadayız ve elinde bir yol haritası olmayan sivil inisiyatifler fayda yerine zarar getirecek bir rol oynayabilirler.

Heyetin bu isim ve içerikle devamına da karşıyım

Bu nedenle akil heyette artık yer almadığım gibi, heyetin bu isim ve içerikle devamına da karşıyım. Heyette misyonlarını devam ettirmek isteyen arkadaşlarımızın da daha farklı bir içerik ve kavramsallıkla yeni görevler edinmesini daha anlamlı buluyorum.

Kendi adıma sürece katkımın bireysel davranmam halinde çok daha güçlü ve kapsayıcı olabileceğini düşünüyorum. Bu şekilde herhangi bir siyasi bagajı üstlenmeden, sonuna kadar inandığım barış fikrinin daha fazla yayılmasına ve benimsenmesine yardımcı olabilirim."

(Kaynak: Diken.com)

0

‘Kırmızı Kitap’ masalı...
Konuşan Cumhurbaşkanı olunca, anlatılan mevzu masal olmaktan çıkmıyor. Artık anlamayan kalmadı: Erdoğan kişisel hesabını, gölge boksu yaparak sürdürüyor.

Üstten bir kroşe, alttan bir aparkat, bir yandan da hoplayıp-zıplayıp duruyor; ama karşısında hiç kimse yok.

Memleketin ciddi sorunları dururken, Kırmızı Kitap masalı türünden bu fantastik gayretlere inanmak ve ciddiye almak zorunda mıyız?

Önümüzdeki hafta MGK toplantısında Hizmet Hareketi, “millî güvenliği tehdit eden unsurlar” arasına alınacak, yani “iç düşman” ilan edilecekmiş.

Erdoğan şöyle sıralıyor: Önce MGK’da müzakere edilecek, tavsiye kararı basına açıklanacak sonra da Bakanlar Kurulu bu tehdit tanımlamasını Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ne dahil edecekmiş.

Ben ne dersem o” zorbalığı bir kenara, Erdoğan asıl niyetini “basına açıklama” kısmında ifşa ediyor.

Cumhurbaşkanı’nın tek başına yürüttüğü kişisel bir algı operasyonu ile karşı karşıyayız.

Nereden belli?

Şuradan: Devlet sırrı basına açıklanmaz.

Millî Güvenlik Siyaset Belgesi gizli bir belge, MGK’daki alınacak kararlar da “gizlilik” niteliği taşıyor.

Gölge boksu tarzında bir gösteri ile karşı karşıya olduğumuz şimdi anlaşıldı mı?

Kırmızı Kitap adı verilen MGSB, Soğuk Savaş döneminde ABD tarafından icat edildi ve bizde ilk defa 1964 yılında, askerî vesayeti kalıcı hale getirmek için devreye sokuldu.

Vesayet için düşman lazımdı, bu belge düşmanları ballandıra ballandıra sıralamak için çok efsunkâr idi.

Aslında gerçek mevzuyu Amerikalıların pratik işletme mantığından çıkartmak çok kolay.

Bugün şirketlerde ve kamu kurumlarında yaygın olarak kullanılan SWOT analizi ve strateji planlamaları aynı mantıkla yapılıyor.

Güçlü ve zayıf yanlarınızı sıralayıp, çıkarlarınızı korumak ve geliştirmek adına öncelikler sıralaması yapıyor, sonra bunları bir politikaya dönüştürüyorsunuz.

Millî güç unsurları, iç ve dış tehditler, çıkar öncelikleri şeklinde listeler ortaya çıkıyor.

Bu çalışma basit bir masa başı çalışması olarak veya Erdoğan’ın zannettiği gibi bir propaganda dokümanı olarak kalmıyor. Mesela Suriye düşman mı?

O zaman, Suriye’nin askerî durumuna göre sınır boyuna yerleştireceğiniz askerî gücün planlamasına geçiyorsunuz.

2010’a kadar bu belgede yer aldığı şekilde bir “irtica tehdidi” mi var?

EMASYA Protokolü çerçevesinde, irticaî bir kalkışma durumu için askerinizi eğitip, donatıp ona göre istihbarat topluyorsunuz. Türkiye için elbette ciddi tehditler var.

Meselâ küresel ölçekte kara para trafiğinden nemalanmak için devletin uluslararası itibarını ve çıkarlarını rehin bırakan bir rant oligarşisi hâlâ etkin durumda.

MGK’da ele alınması gerekmez mi?

Hizmet Hareketi MGSB’de “iç tehdit” olarak yer alırsa, bu durum Erdoğan’ın sorduğu şekilde “neyi getirir?”

Verdiği cevap derdinin ne olduğunu da gösteriyor:

“...yargının da uluslararası camianın da bu tür olaylara bakınışı değiştirir...

Dostluk, kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu söyleyen ülkeler bu tür şeylerde o ülkenin gerek Bakanlar Kurulu gerekse Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli bir kurumunun almış olduğu kararı veya tavsiyeyi gözardı etmezler.

” Neymiş Erdoğan’ın derdi?

Yargı ve dost ülkeler öyle mi?

Birincisi: Yargı bu belgeyi hiçbir zaman göremeyecek.

2006 yılında Danıştay bir konuda karar vermek için “Dönemin Başbakanı”na müracaat edip belgeyi görmek istemiş ve Başbakan da, “gizli” olduğu gerekçesi ile göstermemişti.

İkincisi Erdoğan’ın zihninden geçeni ele veriyor.

“Dost ülkeler” neyi göz ardı etmeyecekler?

Türk okullarını değil mi?

Gizli belgenizi onlara gösterecek ve bu okulları kapatmalarını isteyeceksiniz.

Peki ne olacak?

Ülkenizin uluslararası alanda en büyük gücüne karşı savaş açarken acaba sizi kim ciddiye alacak?

Tilkiler yukarıda işte böyle geziyor ve kuyrukları hep kısa devre yapıyor.

Anlayacağımız, “akı kara göstererek” Erdoğan gücünün akıl dışı sınırlarını hepimize kanıtlamış olacak.

Başarabilecek mi?

Geride hiç kimsenin ciddiye almayacağı bir MGK ve masal kadar inandırıcılığı olmayan bir Kırmızı Kitap’a razı iseniz, neden olmasın?

0

Zaman Gazetesi yazarı Şahin Alpay, köşesinde 'İKTİDAR GEÇİCİ, HİZMET KALICIDIR...' başlıklı makalesinde  AKP İktidarın'Hizmet Camiası' ile ilgili tutumunu ve yıldırma politikalarını yaşanmış örnekleri ile dile getirmiş.

İşte, O Yazı...

İktidar geçici, Hizmet kalıcıdır...
Geride kalan hafta sonunda Merzifon’daydım. Vesile Merzifon Belediyesi ile Sanayi ve Ticaret Odası’nın birlikte düzenledikleri “Türk Modernleşmesi ve Demokrasi” başlıklı “Aydınlar Buluşması” toplantısıydı.

Daveti aldığımda tereddüt etmeden kabul ettim, zira Çorum’a ve (Anadolu’nun incilerinden) Amasya’ya gitmiş, ama ikisi arasındaki Merzifon’u görmemiştim.

Ziyaret bana Viyana’yı fethedemediği için boynu vurulan Sadrazam Kara Mustafa Paşa’nın öyküsünü hatırlama fırsatını da veriyordu.

17. yüzyılda Merzifon’un bir köyünde doğup Viyana’nın kapılarına dayanan Osmanlı ordusunun başında olmak ne müthiş bir hikâye.

Televizyon dizileri yapımcılarımız niye bu (ve birçok benzeri) olağanüstü ilginç kişilik ve öykülerle dolu tarihin öğrenilmesine yardımcı olmaz, bilemiyorum.

Amasya ilinin toplam 70 bin nüfuslu bir ilçesi olan Merzifon, kabaca Çorum-Samsun-Amasya üçgeninin göbeğindeki yeri nedeniyle gelişmek için hayli elverişli bir konuma sahip.

Nitekim Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Fatih Altınay’dan öğrendiğime göre, son yıllarda 50 dolayında ülkeye ihracat yapan sanayiler kurulmuş.

Başta ankastre ocak-fırın-davlumbaz ve tekstil sanayileri, 55 bin nüfuslu Merzifon şehrini göç veren olmaktan çıkarıp göç alan, refah düzeyi herhalde Anadolu ortalamasının çok üzerinde bir kent haline getirmiş.

Son yerel seçimleri, iki dönem AKP’den sonra, az farkla CHP kazanmış.

Her bakımdan medeni bir yerleşim olan Merzifon’un turizme de yüklenmesi şart.

Osmanlı döneminden kalma cami ve hamamlar, şehrin çok-dinli, çok-dilli tarihini hatırlatan (bugün başka amaçlarla kullanılan) kiliseler, 19. yüzyılda Hıristiyan misyonerler tarafından inşa edilen görkemli hastane-okul binaları şehirdeki görülecek şeylerin başlıcaları.

(Tarih öğretmeni Suat Ayan Bey’den öğrendiğime göre, 1910 tarihinde 30 bin nüfuslu Merzifon’da 11 bin Ermeni, 1200 dolayında Rum Ortodoks yaşıyormuş.) Çorum ve Amasya’ya da hizmet eden Merzifon havaalanına THY her gün, Pegasus haftada üç kez uçuyor.

Merzifon seyahatinin benim için zirve noktalarından biri, Çorum’un en gidilip görülecek yerlerinden biri olan “Bedesten Osmanlı Mutfağı”nda tarihi ortam içinde yenilen leziz yerel yemeklerin ziyadesiyle ikram edildiği ziyafet oldu.

(Restoran hakkındaki bütün bilgiler internet sayfasında mevcut.) Bu ziyafet sırasında tarihi bedesten binasını aslına uygun olarak, büyük bir itina ile restore ettiren ve bina içindeki restoranı işleten ev sahibimiz Sayın Altınay’la sohbet etmek fırsatı buldum.

Altınay, AKP hükümetinin, 17-25 Aralık büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının hükümete karşı bir darbe girişimi olduğu palavrasıyla Hizmet Hareketi’ne karşı, hukuk devletini yıkma pahasına açtığı savaş bağlamında kamu yararına çalışan dernek statüsünü iptal ettiği “Kimse Yok mu?” yardımlaşma derneğinin yerel destekçilerinden biri.

Bu yılki Kurban Bayramı’nda (Didier Drogba’nın memleketi) Fildişi Sahili’nde, önceki yıllarda Yemen, Kongo ve başka ülkelerde, senede ancak bir kez et yemek imkânı bulacak derecede yoksullara, Merzifonlu hayırseverlerin bağışladığı kurban etlerini nasıl dağıttıklarının öykülerini aktardı.

Hizmetten yıldırmak amacıyla sahibi ve ortağı olduğu şirketlerin defalarca maliye denetimine uğratıldığını, hesaplarda en küçük bir yanlışa rastlanmadığını anlattı.

Altınay’la şu konuda tam anlaştık: İktidar geçicidir, Hizmet kalıcı.

Merzifon “Aydınlar Buluşması” toplantısında modernlik kavramı, modernleşme teorileri ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yön veren modernlik anlayışı üzerine kısa bir konuşma yaptım. Bu konuşmada üzerinde durduğum noktalar artık başka bir yazının konusu olacak.

0

MUFF'da Sinemanın “Çiçekçi Kız”ı Selda Alkor’a Onur Ödülü!
»Ana Sayfa»Sinema21.10.2014 10:46
MUFF'da Sinemanın “Çiçekçi Kız”ı Selda Alkor’a Onur Ödülü!

Türkiye Sinemasının “Çiçekçi Kız”ı Selda Alkor, 5. Malatya Uluslararası Film Festivali’nde Onur Ödülüne değer görüldü.
MALATYA - Türkiye Sinemasının “Çiçekçi Kız”ı Selda Alkor, 5. Malatya Uluslararası Film Festivali’nde Onur Ödülüne değer görüldü!

Malatya Valiliği’nin koordinasyonunda, Malatya Kayısı Araştırma-Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başbakanlık Tanıtma Fonu, Malatya Büyükşehir Belediyesi ve İnönü Üniversitesi’nin destekleri ile düzenlenen 5. Malatya Uluslararası Film Festivali ilk yılından başlayarak her yıl, sinemamıza büyük hizmetlerde bulunmuş isimlere “Onur Ödülü” vermeye devam ediyor.

Bu yıl 21-27 Kasım tarihleri arasında beşincisi düzenlenecek olan Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında verilecek olan “Onur Ödülünün” sahipleri belli olmaya başladı. Türkiye Sinemasının Yakışıklı Jönü İzzet Günay’ın ardından Türkiye Sinemasının “Çiçekçi Kız”ı Selda Alkor da ödüle değer görülen isim oldu.

1965 yılında Yeşilçam’a “merhaba” diyen Selda Alkor, Senede Bir Gün, Buzlar Çözülmeden, İlk ve Son, Erikler Çiçek Açtı gibi sinemanın klasikleri arasında yer alan pek çok filmde rol aldı. Bugün hâlen oyunculuğu ile üretmeye, sinemaya emek vermeye devam eden usta sanatçı Selda Alkor’a Onur Ödülü, 21 Kasım Cuma gecesi, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan Festival Açılış Töreni’nde takdim edilecek.

0

Malatya Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu(MBŞT), “Alaaddin’in Sihirli Lambası-Sihrin Sonu” adlı oyunuyla 
Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı bünyesindeki MBŞT, sezonun ilk oyununun prömiyerini 22 Ekim 2014 Çarşamba günü saat 19.00’da Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Sunal Sahnesi’nde sahneleyecek. 23 ve 24 Ekim günlerinde de halka açık olarak sahnelenecek oyun, günlük iki seans olarak gösterime girecek. Oyunun ilk seansı Saat 10.00’da ikinci seansı da saat 14.00’da başlayarak seyirciyle buluşacak.
Sanatçı Burak Gün’ün yazdığı ve Necati Er’in yönettiği “Alaaddin’in Sihirli Lambası-Sihrin Sonu” adlı oyunun Genel Sanat Yönetmenliğini Coşkun Karaağaç yapıyor.
Ücretsiz olarak gösterime sunulacak oyuna tüm vatandaşların davetli olduğu belirtildi.


0

AK Parti İl Halkla İlişkiler Başkanları ve AKİM sorumluları toplantısı AK Parti Genel Merkezinde yapıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, toplantıda yaptığı konuşmada “Kobani bahanesi ile ortaya konulan şiddet olayları, şiddeti, terörü, vandallığı meşrulaştırmak niyetidir!" dedi.

Buradan vatandaşı sokağa çıkması için örgütleyen HDP’ye ve Kaostan, şiddetten, gerginlikten medet umarak siyaset yapmaya çalışan ana muhalefet CHP'ye, ayrıca bir de yavru muhalefet MHP'ye sesleniyorum. Suriye’de Türkmenler ve Araplar vahşice katledilirken siz neredeydiniz? Hangi sosyal medya ortamında ya da basılı medyada nelerden bahsediyordunuz? Aziz milletimiz sahnelediğiniz bu kirli oyunu görmüyor mu sanıyorsunuz? Perde açık, senaryo önünüzde” dedi.

Toplantının açılışında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Öznur Çalık, “Bireysel ve toplumsal hayatımızda; Değişim ilahi bir yasadır ve bunun önüne kimse geçemez. Ancak değişim milletlerin tarihinde iki şekilde tecelli eder: İnsanlık tarihinin gösterdiği gibi ya Devrim şeklinde olur yada Evrim yani tekamül şeklinde olur. AK Parti’nin tarihimizde ülkemizi değişim ve dönüşüme tabi tutarak evrimsel bir değişime taşıdığını biliyoruz. Bu sebep ile 14 Ağustos 2001’de kurulan partimiz, 12 yılda Türkiye’de çok önemli değişimlere imza attı. Gelin konuşmamın henüz başında sizlerle AK Parti öncesine bir göz atalım. Çok eskilere de gitmeyelim. Sadece 2001 yılında ülkemizde yaşanılanları hatırlayalım. Bakalım neler olmuş,Evet. 2001 yılında; bakanlar birer birer istifa ediyor, Dolar durdurulamıyor ve roket gibi fırlıyor, Borsa çakılıyor, Başbakan ile Cumhurbaşkanı'nın kavgaları ülkeyi kaosa sürüklüyor. Bu sırada bankalar boşalıyor, hazine hortumlanıyor, milyar dolarlar iç ediliyor. Yüzbinlerce işyeri iflas bayrağı çekerek kapanıyor. Bakanlıklardan kurumlara kadar devletin tüm birimleri rüşvet ve yolsuzluk haberleri ile çalkalanıyor. Tüm ihalelerde yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığı belgeleniyor. Çocuklar açlıktan ölüyor, anne babalar intihar ediyor. Ve bu durumun karşısındaki çaresiz İktidar IMF kapısında umut arıyordu. Bakınız, bu anlattıklarım eski Türkiye’nin tamamını da anlatmıyor. İnanın hepsini anlatmaya çalışsam Edirne'den Ardahan'a yol olur. Ne günler yeter anlatmaya, ne de nefes kalır dile dökmeye. Ama ben şu konuya özellikle dikkat çekeceğim. AK Parti’den 1 yıl önce, yani sadece 2001 yılında, şekere 13 kez, çaya 14 kez, ulaşıma 8 kez, yağa 8 kez, ekmeğe 4 kez zam yapılmış. Tüp ise zam rekoru kırmış ve 15 kez zamlanmış. Evet, faiz lobileri doymuyor memleketimiz içinden çıkılamaz bir hale sürükleniyordu. Peki sonra ne oldu? Millet gerekeni yaptı değerli kardeşlerim. Millet gerekeni yaptı.Bırakın devlet yönetmeyi, halkına bile güvenmeyi unutanları alaşağı etti. Söz benimdir dedi ve kendini kurtardı. Millet kendini iktidara getirdi. Evet, AK Parti bu milletin taa kendisidir” dedi.

 

0

Copyright © 2014 Tüm hakları saklıdır MALATYA SON HABER - powered by FA AJANS

Top Desktop version